<P>The animation cannot be displayed. Either the web browser does not have a Flash plug-in or Javascript is not enabled. To obtain a free Flash plug-in, go to <A HREF="http://www.macromedia.com">http://www.macromedia.com</A></P>

 

 

SİYASİLER

KİŞİSEL GELİŞİMDE ZİRVE Mİ?

 

11.02.2010      

 

    Kulluk vazifeyi kutsiyesini yerine getirmek için Cuma günleri hınca hınç dolan camilerin bahçelerinin de bazen yağmur ve kar pahasına dolup taştığını görmek mutluluk verir insana. Bazıları da zaman ve mekân gözetmeksizin kalabalıklara olta atıp gününü kurtarma derdindedir. Çanta, kilim, kalem, ayakkabı poşeti, kimlik kabı, terlik, şemsiye vs. satanlar… Onlar bir yudum lokmanın peşine düşen yurdum insanıdır. Bu nedenle nerde kalabalık orda tezgâh felsefesini bırakmazlar. Onları anladık anlamasına da ya siyasi rant için camilere tezgah açanlara ne demeli? 

    Cuma günleri vatandaş çeşitli mazeretlerine binaen farzdan sonra diğer namazlarını hızlı bir şekilde kılarak imamla tesbihat yapmadan camiyi jet hızıyla terk ederler. Cemaatin büyük kısmını bu erken çıkan mazeretliler oluşturur.  Bu zaman, siyasi rantçılar için önemlidir. Zira tesbihatı beklemek ekmek kaybetmek gibi bir şeydir. Kalabalığın arasından koyu takımlı korumalar eşliğinde çıkılır bahçeye. Hızla uzaklaşmak yerine adımlar yavaşlar ve göz göze gelinen herkes, eski bir dostu bulmanın neşvesiyle kucaklanıp öpülmeye başlar. Derken, bir kalabalık yumağına dönüverir ortalık. “İstenmeyen olmuştur.” Bizim siyasi ne yapsın?

     Bir Cuma namazı çıkışında “mecburen” dikkatimi bir noktaya çevirmek zorunda kalıyorum. İnsanlar etrafını çevirdikleri bir zata, Leonardo da Vinci’nin tablosunu inceler gibi bakıyorlar. Sosyal psikoloji, ben de takılıyorum zat-ı muhtereme. Ahali, siyasi bir lider görmenin heyecanını yaşarken, imajı ve beden dili dikkatimi çekiyor. Astigmat olan gözlerimi ovuşturup tekrar tekrar bakıyorum. Ya bizim televizyon farklı gösteriyor ya da gözlerim iyice bozulmuş. Sevgili siyasimizin paçaları beş parmak kısa, fantezi kesim takım elbisesinin altına giydiği ayakkabılar ise yarım bot. Sanırım sünnet diye de sakal tıraşı olmadan çıkmış cami yoluna. Kim bilir, bu haliyle insanlardan bir insan gibi görünme hevesinde. Tokalaşması ve öpüşmesi tam bir lider havası görünümünde. Yürür gibi yapıp frenlerine asılması ise ayrı bir incelik. Öyle ya! Etrafın, teveccühüne mazhar olduğun insanlarla doluyken, gaza dokunmak yerine frenlemek en doğru olanı değil mi? Zat-ı muhterem de öyle yapıyor. Daire içinde daire. İlk daire; korumalarla belirlenmiş mahrem daire, ikincisi; kalabalığı yararak yakın teması başarabilenlerin içinde bulunduğu kişisel daire, üçüncüsü; kişisel daireye girmeye ve yakın temas sağlamaya çalışanların bulunduğu sosyal daire, dördüncüsü ise heyet-i umumiyenin bulunduğu genel daire. Aslında siyasinin arzusu, mahrem daireyi genişleterek herkesi aynı dairede buluşturmak olsa da ne mümkün? Mümkün olsa da bunun yeri, lider gibi davranıp insanlardan bir insan gibi görünemeye çalıştığın cami avlusu olmaz, olamaz. 

    Devlet memurlarının öğle tatilinde takım elbiseyle Cuma Namazına gitmesi normal karşılanır. Buruşuk elbiseler, boyasız ayakkabılar, dağınık saçlar, solgun benizler, ümitsiz bakışlar onlara ayrı bir güzellik katar.  Çünkü onlar rant için değil kulluk için oradadırlar. Tabi ki sayın lider siyasetçiler de takım elbiseyle namaz kılabilir ancak devlet memuru görüntüsüyle takiye şemsiyesi altında olmaz bu işler. Ya “lider vatandaş” olacaksın ya da vatandaş. Temsil ettiğin makamın hakkını vermelisin, vermezsen adama dur derler. Vatandaş Leonardo da Vincinin tablosunu izler gibi bakar ama sahte olduğunu anlayınca, açık arttırmaya bile çıkarmaz. Zira o makam cami avluların da değil siyasi arenada temsil edilir.  

    “Estağfurullah” dedim ve yoluma devam ettim. Bize bu meslekte daha çok ekmek var. Bu ülkede zirveyi zorlayanlar kişisel gelişmemişse avam ne yapsın?

                                                                                                    Yüksel BAĞIŞLAR

    

"Kâinata ve içinde barındırdıklarına duyulan alâkanın kaynağı sevgidir."
                                                                                      

                                                                          Yüksel BAĞIŞLAR

 

   

Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel BAĞIŞLAR, 27.05.2010 tari- hinde Eskişehir Polis Meslek Eğitim Merkezinde, Okul personeli ile öğ- rencilere "Polis mesleğinde iletişim ve Beden Dili" semineri verecek.

Karan Ajans Eğitim ve Organizasyon Şirketinin düzenlemiş olduğu "Diksi- yon" eğitimi tamamlandı. Eğitime katılanlara katılım belgeleri Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel BAĞIŞLAR tarafından taktim edildi.

Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel BAĞIŞLAR, 28.04.2010 tari-hinde Yozgat Polis Meslek Yüksek- okulunda, Okul personeli ile öğren- cilere "Polis mesleğinde iletişim ve Beden Dili" semineri verdi.

Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel BAĞIŞLAR, 01.04.2010 tari- hinde Polis Akademisinde, Emniyet Genel Müdürlüğünde görevli memur lara "Proaktif Yaşam Becerileri" eği- timi verdi.

Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel BAĞIŞLAR, 04.03.2010 tari- hinde Bilecik Polis Meslek Eğitim Merkezinde, okul personeli ile öğ- rencilere "Polis Mesleğinde İletişim ve Beden Dili" semineri verdi. 

Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı Yüksel BAĞIŞLAR, 04.03.2010 tari-hinde Kayseri Polis Meslek Yüksek okulunda, okul personeli ile öğren- cilere "Protokol ve Nezaket Kural- ları" semineri verdi.